İlişkilerde Ortak Karar Alma Becerisi Nasıl Kurulur?
Çiftleri yoran çoğu zaman kararın kendisi değil, karar verme biçimidir. Konuşmanın zamanından ihtiyaçları dile getirmeye kadar ortak karar almanın pratik adımları.
Nihan Erdem 4 dk okuma
Uzun süren ilişkilerde en çok tartışılan konular büyük meseleler değil, tekrar eden küçük kararlardır. Nereye taşınılacağı, paranın nasıl paylaşılacağı, tatilin nasıl geçeceği, evdeki işlerin nasıl bölüşüleceği gibi başlıklar tek seferlik seçimler değildir; yıllar boyunca defalarca yeniden konuşulur. Bu yüzden çiftlerin gerçekten öğrenmesi gereken şey doğru cevabı bulmak değil, birlikte karar verme biçimini kurmaktır. İyi kurulmuş bir karar alma düzeni, ilişkideki gerilimin büyük bölümünü daha başlamadan eritir.
Kararın Türünü Ayırt Etmek
Her karar aynı ağırlıkta değildir. Akşam ne yeneceğiyle nerede yaşanacağı aynı süreçle ele alınırsa, ya küçük konular gereksiz yere büyütülür ya da büyük konular yeterince konuşulmadan geçiştirilir. Kararları geri dönülebilir ve geri dönülemez diye ikiye ayırmak işe yarar. Geri dönülebilir kararlarda hızlı davranmak, deneyip görmek mantıklıdır. Geri dönülemez kararlarda ise acele etmemek, konuşmayı birden fazla güne yaymak neredeyse her zaman daha iyi sonuç verir.
Konuşmanın Zamanını Seçmek
Aynı cümle, yorgun bir akşamın sonunda söylendiğinde tartışma başlatır, dinlenmiş bir hafta sonu sabahında söylendiğinde sohbete dönüşür. Önemli konuları kapı ağzında, çıkarken ya da biri işe geç kalmışken açmak, konuyu değil karşı tarafın savunmasını harekete geçirir. Ciddi bir başlık için ayrı bir zaman ayırmak, konuyu büyütmek değil ona hak ettiği alanı vermektir. "Bunu bugün değil ama yarın akşam konuşalım" demek, konudan kaçmak anlamına gelmez.
Pozisyon Değil İhtiyaç Konuşmak
Tartışmaların kilitlenmesinin en yaygın nedeni, tarafların baştan bir pozisyona yerleşip onu savunmasıdır. Oysa her pozisyonun altında bir ihtiyaç vardır. Biri şehir merkezinde oturmak isterken aslında yolda geçen süreyi azaltmak istiyor olabilir; diğeri kenarda oturmak isterken sessizlik ve bütçe rahatlığı arıyor olabilir. İhtiyaçlar konuşulduğunda ortada iki değil, çok daha fazla seçenek olduğu görülür. "Neden bunu istiyorsun" sorusu, "hayır" demekten çok daha fazla kapı açar.
Dinlemenin Somut Karşılığı
Dinlemek sessiz kalmak değildir. Karşı tarafın söylediğini kendi cümlelerinizle özetleyip doğrulatmak, çoğu yanlış anlamayı daha büyümeden bitirir. "Yani senin asıl derdin masrafın kendisi değil, hiç konuşulmadan yapılması, öyle mi?" gibi bir cümle hem doğru anlayıp anlamadığınızı test eder hem de karşı tarafa ciddiye alındığını gösterir. Bu alışkanlık kurulduğunda tartışmalar aynı noktada dönüp durmak yerine ilerler.
Kimin Sözü Daha Ağır Basmalı?
Her konuda tam eşitlik aramak kulağa adil gelse de pratikte verimsizdir. Bazı konular birini diğerinden çok daha yakından ilgilendirir. Günün büyük bölümünü mutfakta geçiren kişinin mutfak düzeni konusunda, işe her gün araçla giden kişinin araç seçiminde daha belirleyici olması makul bir denge kurar. Buradaki kural basittir: sonucunu daha çok kim yaşayacaksa onun tercihi ağır bassın, ama karar tek taraflı alınmasın. Bu yaklaşım hem hızlandırır hem de kırgınlığı azaltır.
Anlaşamamayı Yönetmek
Bazı konularda anlaşma hiç sağlanmaz ve bu ilişkinin başarısızlığı anlamına gelmez. Önemli olan, çözülmeyen konunun ilişkinin geri kalanını zehirlemesine izin vermemektir. Kalıcı farklılıklar için üç yol vardır: sırayla birinin tercihini uygulamak, konuyu tamamen ayrıştırıp herkesin kendi alanında serbest olmasını sağlamak ya da ikisinin de tam istediği olmayan bir orta yolu bilinçli olarak kabul etmek. Hangisi seçilirse seçilsin, seçimin açıkça konuşulmuş olması sessizce katlanmaktan çok daha sağlıklıdır.
Kararı Yazmak ve Gözden Geçirmek
Sözlü olarak varılan anlaşmalar zamanla iki farklı hatıraya dönüşür. Bütçe, ev işleri paylaşımı ya da uzun vadeli planlar gibi konularda kararı kısa bir notla yazmak, sonraki tartışmaların yarısını ortadan kaldırır. Ayrıca her kararın bir deneme süresi olabilir. "Üç ay böyle deneyelim, sonra tekrar bakalım" cümlesi, karşı tarafın bir seçeneğe sonsuza kadar bağlanma korkusunu ortadan kaldırdığı için uzlaşmayı ciddi biçimde kolaylaştırır.
Tartışmayı Bitiren Değil Bozan Alışkanlıklar
Geçmişteki hataları liste halinde geri getirmek, konuyu değiştirmek, susup ortamı terk etmek ve karşı tarafın niyetini onun adına açıklamak dört yaygın hatadır. Bunlar tartışmayı bitirmez, yalnızca ertelenmiş bir öfke bırakır. Konuşma çok gerildiğinde ara vermek meşrudur; ancak ara verirken ne zaman devam edileceğini söylemek gerekir. Belirsiz bir sessizlik, karşı taraf için cezalandırmadan farksız hissettirir.
Ortak karar alma becerisi doğuştan gelmez, zamanla kurulur. Konunun ağırlığını doğru tartmak, uygun zamanı seçmek, ihtiyaçları konuşmak ve varılan noktayı açıkça kaydetmek dört basit adımdır. Bu adımlar yerleştiğinde ilişkideki tartışmalar bir kazanma yarışı olmaktan çıkar ve iki kişinin birlikte yön belirlediği normal bir sürece dönüşür.